OTOMOTİV SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ

Yazar: Aybüke Yetim [email protected]

Türkiye’de otomotiv sektörü kapsamındaki üretim 1950’lerin ortalarında başlamış ve 1960’ların ortalarından itibaren hız kazanmıştır. 1950’li yıllarda bazı prototip araçların üretilmesinden sonra ilk montaj hattı 1954’te silahlı kuvvetlere jip ve kamyonet tedariği için kurulmuş,

1955’te kamyon ve 1963’te otobüs montajına başlanmış, takip eden üç yıl içerisinde binek otomobil üreten montaj fabrikaları (Tofaş- Fiat, Oyak-Renault, Otosan-Ford) imalata geçmiştir. 1966’da ise otomotiv sanayi kendi tasarladığı modellerinin montajına başlamış ve Otosan tarafından o dönemlerin otomobili Anadol üretilmiştir. İki büyük otomobil üreticisi Tofaş ve Oyak-Renault; İtalyan ve Fransız lisanslarıyla 1971’de imalat hatlarını kurmuşlardır.

Türkiye pazarına Avrupalı ve Amerikalı otomotiv devlerinin dışında Uzak Doğu’dan Japonya girmiştir. 1987 yılında Mitsubishi, 1994 yılında Toyota, 1997 yılında Honda ve Güney Kore’den Hyundai firmaları, Türkiye otomotiv pazarıyla yakından ilgilendiklerini gerçekleştirdikleri yatırımlar ile göstermişlerdir. 1996 ve 1997 yıllarında artan yurtiçi talebe bağlı olarak otomotiv sanayi üretiminde önemli artışlar görülmüştür. Ancak, 1997 yılı ortalarında Uzak Doğu ülkelerinde başlayan Asya Krizi ve 1998 yılında Rusya’ya yayılan kriz, 1998 yılının son çeyreğinden itibaren Türk otomotiv endüstrisini olumsuz olarak etkilemiştir. 1999 yılı ortalarından itibaren bu krizin otomotiv sektörü üzerindeki etkileri giderek hafiflemeye başlamıştır.

Küresel Otomotiv Ticaretinde Ana Eğilimler

Otomotiv sektörü küresel ticaretten en fazla pay alan sektörler arasında yer almaktadır. 2015 yılında küresel ticaret, hem döngüsel hem de yapısal nedenlerle, bir önceki yıla göre %14’lük daralma kaydederek 16,3 trilyon dolar seviyesine gerilemiştir. Otomotiv sektörü ihracatı (Ana ve yan sanayii toplam) ise önceki yıla göre %6 azalarak 1,3 trilyon dolar düzeyine çekilmiştir. Her ne kadar son yıllarda otomotiv sektörü ihracatı gelişmiş ülkelerdeki toparlanma eğilimine paralel artış gösterse de tarihsel gelişimine bakıldığında, son 15 yılda, küresel ticaret içindeki payı hissedilir bir şekilde gerilemiştir. Otomotiv ticaretinin toplam küresel ticaretten aldığı payın gerilemesindeki bir diğer faktör ise birim araç fiyatlarının yıllar itibarıyla yüksek rekabet sonucunda gerilemesi ve Çin ve Hindistan gibi hızlı büyüyen ancak orta gelirli pazarlar için üretilen ucuz otomobillerin payının hızla artmasıdır.

Otomotiv ana sanayii neden pazara yakın üretim yapmaktadır?

Öncelikle, Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Türkiye gibi büyük nüfusa sahip, demografik açıdan genç nüfusun ağırlıklı olduğu, gelir seviyesi hızlı artan, araç sahiplik oranlarının doygunluk seviyesinden uzak olduğu ülkelerde motorlu araçlara olan talep hızla artmaktadır. Yüksek gelir seviyesine sahip ancak giderek yaşlanan ve araç sahiplik oranının doygunluk seviyesine yaklaştığı gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere kayan talep, üreticiler üzerinde
birtakım etkilere yol açmaktadır: yüksek taşıma maliyetleri ve ticaret bariyerleri araçların satıldığı pazarlara yakın yerlerde montajlanmasını gerektirmektedir. Örneğin Çin’de, ithal edilen otomobillere %25

ithalat vergisi uygulamaktadır. ABD’de, ülkeye giren ithal araçların toplam araçlara oranı %45 iken, Çin’de ticaret bariyerleri nedeniyle bu oran %5 seviyesinde bulunmaktadır. Bu nedenle, talep bir bölgeden

diğerine kaydığında, ihracat pazarlarında ihtiyaca cevap verici
bir rotasyon yapmak zorlaşmaktadır. Küresel otomotiv üreticileri yükselen pazarlara yö- nelik olarak gerek doğrudan yatırımlar yaparak gerekse diğer yerel firmalarla stratejik birleşmeler yoluyla üretim merkezlerini talep merkezlerine doğru kaydırmakta ve otomotivin global ticaretten aldığı pay azalmaktadır. Böylelikle Ana sanayiide üretim pazara yaklaşırken değer zincirinde parçalanmalar meydana gelmekte ve değişik ülkelerde üretilen parçalar bir
başka ülkede sistem tedarikçisinde birleştirilerek montaj ülkesine gönderilmektedir.

Türkiye’de Otomotiv Ana Sanayiinin Doğuşu

Ülkemiz insanının otomobille ilk tanışması yirminci yüzyılın başlarında olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İstanbul’un işgal altında olduğu yıllarda “American Foreign Trade” şirketi eliyle ABD’nin Ford ve Chevrolet otomobil ve kamyonları; Torino’ya bağlı olarak İstanbul’da faaliyet gösteren özel bir büro eliyle de

İtalyan Fiat marka otomobiller piyasaya girmiştir. 1929 yılında
Ford Motor Company İstanbul’da üretim denemesine başlamıştır. Otomobil, traktör ve kamyon üretmek üzere kurulan fabrikada yapılan üretimin bir kısmının Sovyetler Birliğine ihraç edilmesi öngörülmüştür. 450 işçi çalıştıran fabrika modern sayılabilecek teknolojik imkânlara sahip bulunuyordu. Tesiste, günlük 48 adet kamyon ve otomobil yapım kapasitesine ulaşılmış; ancak, 1930’larda yaşanan bunalımın olumsuz etkileri nedeniyle, hedeflenen ihracat gerçekleştirilememiştir. Nitekim 1934 yılında fabrikada üretim durdurulmuş ve ilk üretim denemesi böylece başarısızlıkla sonuçlanmış- tır. Başarısızlıkla sonuçlanan bu ilk deneme sonrasında ülkemiz otomotiv sektörü üretime tekrar 1950’li yıllarda başlamıştır. Temelleri 1950’li yıllarda atılan Türkiye otomotiv sanayinin gelişimi 1960’ların sonu ve 1970’li yılların başında kurulan fabrikaların belirli kapasite ve yerlilik payına ulaşmaları ile oluşmuştur.

Kaynak: Boss Life Dergi