Zamanım Yok/Var: Pandemi Etkisi

Yazar: Uzman Psikolog Emre YILMAZ
İletişim: [email protected]

Mart 2020…

Önce birçok kişiye basit gibi görünen ve hatta varlığından bile şüphe duyulan Covid-19 virüsünün, resmi açıklamalara göre, Türkiye’ye ulaştığı tarih. Hemen hemen herkesin zihni karışık, gerçekten virüs var mı yok mu, virüsün olduğuna inananlar etkisini merak ediyor, varlığına inanmayanlar “Bizim memlekete uğramaz” diyor… Derken birkaç hafta içinde olayın ciddiyeti toplumun büyük bir kesimi tarafından anlaşıldı, belki de virüsün varlığı kabul edildi demek daha doğru olur. Ardından maskeler, hijiyenin tekrar önem kazanması, yasaklar, kapatmalar derken yaklaşık 1 yılı devirmek üzereyiz. Elbette yaşlı Dünya’mızın yaşadığı ilk pandemi bu değildi. Özellikle 1918-1920 yılları arasında Dünya çapında yaşanmış İspanyol Gribi, tahminlere milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur. Ardından kara veba, kolera, grip, SARS, MERS, ebola, sıtma salgınlarını da unutmamak gerekir. İspanyol Gribinden daha eski dönemlere bakacak olursak, 1347-1351 yılları arasında yaşanan ve toplumda “Kara Ölüm” olarak isimlendirilen veba karşımıza çıkıyor. Bu hastalığa kara ölüm denmesinin nedeni, hastalığa yakalanan kişilerin vücudunda siyah şişliklerin oluşması ve bu belirtinin hastalığın tipik özelliği olmasıdır. Tarihte bilinen üç veba salgını da (541, 1347 ve 1894) insan nüfusunu ciddi oranda etkilemiş ve milyonlarla ifade edilecek sayıda insanın ölümüne neden olmuştur.

Türkiye’de salgının ortaya çıkmasıyla, kişisel deneyim olarak, birçok insanla benzer duyguları paylaşmakla birlikte (kaygı, korku gibi) aslında iyi tarafları olduğunu da düşünmeden-ya da iyi taraflarını görmeye çalışmaktan- kendimi alamıyordum. Örneğin artık geçmişte zaman bulamadığımdan gerçekleştiremediğim birçok şeyi gerçekleştirebilecektim. Aslına bakılırsa durum o kadar da olmuşuz değildi sanki. Planlar yapmaya başladım. Kitap okumak, tembellik etmek, müzik dinlemek, müzik yapmak, dizi izlemek vs saymakla bitmez. Ancak çok geçmeden kazın ayağının pek de öyle olmadığını anladım. Evet artık istemediğim kadar boş zamanım vardı ancak ben daha önce bu kadar boş zamanla ne yapabileceğimi hiç düşünmemiştim. Ben ki zaman yönetimi konusunda kendimi oldukça başarılı bulurdum ancak bu insanın zamanının sınırlı ve yetersiz olduğu dönemler için geçerliymiş. Bir anda o kadar boş zamanım oldu ki artık geçmişte kullandığım zaman yönetimi stratejileri pek de işe yaramıyordu. Çünkü artık göreceli olarak yetişmem gereken yerler veya yetiştirmem gereken işler yoktu. Nasıl olsa bolca zamanım vardı.

Bu kez de bu kadar boş zaman nasıl kullanılır bunu planlamaya başladım. Bir işle uğraşıyor, kısa bir süre sonra sıkılıyor-ki sabrı ve azmiyle övünen bir kişi olarak- başka bir işe başlıyordum. Bir süre sonra kendimi oyalamak zorlaşmaya başladı. Artık şunun farkındaydım; Hiçbir zaman bu kadar boş zamanım olmamıştı ve bu kadar boş zamanla ne yapılır bilmiyordum. 

Durum böyle olunca büyük üstat Sigmund Freud’un gerçekten de ne büyük bir deha olduğunu bir kez daha anladım. Freud insanın ruh sağlığını korumasının ve sağlıklı hissetmesinin iki yolundan bahsediyor: Çalışmak ve sevmek…Pandemi öncesinde birçok kişinin çalışmakla ilgili bir sorunu yoktu çünkü içinde bulunduğu düzen birçok kişi için sabah kalkıp işe gitmek için yola koyulmayı gerektiriyordu. Pandemiyle birlikte esnek çalışma veya evden çalışma yollarının ortaya atılmasıyla birlikte pek çok insan sabah kalkıp işe gitmek için yola koyulmadı. Çalışma şartları ciddi şekilde değişti. Artık zamanı daha farklı planlamak gerekiyordu çünkü bir anlamda rutinler bozulmuştu. Bize hangi günde olduğumuzu hatırlatan birtakım işaretler ortadan kalkmıştı. Örneğin o gün Cuma günüydü ve işe gitmemiştiniz. Ancak ertesi gün de gitmediniz hatta ertesi gün de. Bir diğer örnek evden çalışmak durumunda kalan ebeveynler aynı zamanda okulları mecburen tatil edilen çocuklarına da zaman ayırmak zorundaydı. Sonuç olarak zamanın ruhuyla birlikte zaman yönetimi kavramı da değişmek durumundaydı.

Programınızı Planlayın

Özellikle evden çalışanlar için önerilerden biri plan yapmak. Evde bir partnerle çalışıyorsanız, kimin nerede ve ne zaman çalışacağını ve çocuk bakımı veya ev işlerinden kimin sorumlu olacağını belirlemek için her gün veya haftanın başında bir program üzerinde işbirliği yapın. Yazmak, ister paylaşılan bir takvim uygulamasında (Google Takvim veya TimeTree gibi), ister buzdolabında asılı bir kağıt parçasına yazılmış olsun, programı takip etmeyi kolaylaştırır. Bu programı yaparken dakika dakika veya saat saat görevleri yazmak yerine, saat aralığını gösteren zaman blokları kullanabilirsiniz.

Ev İçi Düzen

Evin içinde ayrı odalar veya alanlar seçin ve her biri için beklentileri belirleyin. Örneğin, yatak odanıza kurduğunuz masa yalnızca iş içindir, oturma odası yalnızca boş zamanlar içindir ve mutfak masası yalnızca yemek ve çocukların okul çalışmaları içindir gibi. Bu, fiziksel alan ile zihinsel olarak neye odaklanmanız gerektiği arasında bağlantı kurmanıza yardımcı olur. 

Ofise Gidiyormuş Gibi Giyinin

Bu bir zaman yönetimi ipucu gibi görünmeyebilir, ancak bir rutine sahip olmak – her gün aynı saatte kalkmak veya çalışma saatinde iş için, sosyal ortamlar için uygun kıyafetler giymek – odaklanmak için bir zihin çerçevesi oluşturmanıza yardımcı olacaktır. Odaklandığınızda zamanınızı daha etkili yönetirsiniz.

Süresi Belirli Molalar

Normalde ofis ortamında yaptığınız gibi mola vermeye devam etmeniz önemlidir. 10 dakika ise 10 dakika olmalı. Böylece bu kurala uygun davrandığınızda sürmekte olan işin başına tekrar geçmeniz kolaylaşabilir.

Sosyal Medyanın Dikkat Dağıtıcı Unsurlarını En Aza İndirin

Sosyal medyanın sürekli dikkatinizi dağıttığını mı düşünüyorsunuz? Çalışma sırasında sosyal medya hesaplarınızdan çıkış yapın, böylece onları kullanmaya daha az meyilli olursunuz. Bunları web tarayıcısı kısayollarınızdan kaldırabilir veya özel ya da “gizli” bir tarayıcıda çalışmayı deneyebilir, böylece herhangi bir sosyal medya sayfasına otomatik olarak giriş yapamazsınız.

Size Uygun Sınırlar Belirleyin

Sağlıklı bir iş-yaşam dengesi sağlamak için, iş gününüzü ne zaman bitirmeniz gerektiğini kendinize hatırlatacak bir alarm kurun. Bilgisayarınızı kapatın ve kontrol etmeye devam etme eğiliminde olmamanız için bulunduğunuz yerden uzakta bir yerde saklayın. Çalışma saatlerinizi mümkünse e-posta imzanıza veya bir durum / dışarıda mesajı olarak ekleyin. Bu, çalışma saatleriniz dışında size ulaşılmasını azaltmaya yardımcı olabilir.

Sağlıklı günler dilerim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here