İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar Anlatıyor!

İbrahim Çağlar
İstanbul Ticaret Odası Başkanı

İstanbul Ticaret Odası’nda 1999 yılında Meclis üyeliği ile göreve başlayan Çağlar, 2004-2009 yılları arasında İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olmuştur. 2009-2013 yılları arasında İTO Meclis Başkanlığı, 2013 yılından itibaren ise İTO Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Vakıfların dışında AK Parti ve MÜSİAD Kurucu Üyesi olan Çağlar, 2004-2010 yılları arasında TOBB Yönetim Kurulu Sayman üyeliği ve aynı tarihlerde TSE Yönetim Kurulu üyeliği yaparken, 2006-2012 yılları arasında DEİK Yönetim Kurulu üyeliği ve 2003-2006 seneleri arasında da İTHİB yönetim kurulu üyeliğini yürütmüştür. TOBB Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu üyeliği, TEPAV Mütevelli Heyeti üyeliği, Darülaceze Mütevelli Heyeti üyeliği, Marmara Grubu Vakfı Stratejik ve Sosyal Araştırmalar, Mütevelli Heyet ve Akademik Konsey üyeliği görevlerinde bulunan Ticaretin patronu İbrahim Çağlar ile ekonomi hakkında sohbet ettik..

İbrahim Çağlar kimdir?

Ticari hayatınıza kendi şirketiniz olan Nurtop A.Ş ile mi başladınız? Ailenizden kaynaklı çocukluğunuzda başlayan başarılı bir ticari hayatınız var? 1960 yılında İstanbul, Erenköy’de doğdum. Baba tarafından aslen Konya-Kadınhanlıyım. İş dünyasındaki yolculuğum aslında çok küçük bir yaşta başladı. Kökleri müteşebbis ve ticaretle yoğrulan bir ailede yetiştiğim için ben de 7 yaşından itibaren yazları kendi isteğimle eniştemin Sultanhamam’daki dükkânında çalışarak geçirdim. Ticaret hayatına ilk adımımdı diyebilirim. Tabii Sultanhamam’ın öylesine canlı bir atmosferi vardı ki, yaz tatillerinin gelmesini iple çekerdim. Çarşının insanı saran manevi iklimiyle büyümek benim için eşsiz bir tecrübe oldu. Haliyle o günlerden sonra gelecekte yapacağım işin ticaret olduğuna kesin şekilde karar verdim ve lisede gönlümde yatan aslanın peşinden giderek Ticaret Lisesi’ne kayıt oldum. 1977 yılında liseden mezun olur olmaz da ilk şirketim olan Nurtop A.Ş.’yi kurarak iş hayatına resmen atıldım.

Dünya’nın en büyük sorunlarından olan enerji verimliliği hakkında çalışan Enerji Verimliliği Derneği Genel Başkanısınız, derneğinizin ülkemiz için planları nelerdir?

Bakın… Ülke olarak enerji arzı noktasında öyle büyük kaynaklara sahip değiliz. Petrol, doğalgaz gibi kaynaklarımız kısıtlı. Bunları ithal ediyoruz. Her yıl 50 milyar dolar civarında para veriyoruz bu kalemlere. Dolayısıyla enerjinin verimli kullanılması, boşa giden her birim enerjiyi ekonomiye geri kazandırmak çok önemlidir. O nedenle ben enerji tasarrufunu; tıpkı petrol yatakları, doğalgaz kaynakları gibi, başlı başına bir enerji kaynağı olarak görüyorum. Enerji Verimliliği Derneğinde de biz işte bu tasarrufu artırma konusunda farkındalık oluşturma hedefini taşıyoruz.

Toplumun değişik kesimlerine ulaşmak için farklı başlıklarda projeler yürütüyoruz. Enerji Hanım Projemizle, 20’sden fazla şehri gezdik, on binlerce anıma küçük değişikliklerle nasıl enerji tasarrufu sağlayacaklarını anlattık. Enerji Çocuk Projesinde, okullarımıza ulaşıyoruz. Tabii bu iş sadece evlerle ya da okullarla sınırlı değil. Ulaşım ve sanayi alanında biliyorsunuz muazzam bir enerji ihtiyacı var. Örneğin sanayide %30’luk tasarruf 10 yılda 65 milyar liranın cebimizde kalması demek. Aynı şekilde ulaştırmada da öyle. Arabalarda gereksiz klima kullanımından tutunda, lastiklerin hava basıncına kadar en ufak detaylarda bile daha az yakıt sarfiyatı sağlanabilir. Biz bunları anlatıyoruz, insanları bu konuda bilinçlendiriyoruz.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı olarak 2017 yılını ekonomik açıdan nasıl öngörüyorsunuz?

2017’de dünyaya baktığımızda, Trump sonrası ABD politikalarının hala belirsizliğini koruduğunu görüyoruz. FED’in olası faiz arttırma hamlesiyle dünyada likidite daralması yaşanması da muhtemel bir gerçek. Petrol fiyatları için 50-60 dolar bandı, Çin’in büyümesi için de %6 seviyeleri konuşuluyor. AB’de ise ayrılıkçı rüzgarlar ve siyasi seçimler 2017’de de ekonomiden daha baskın olacak. Yani 2017’de dünyada sular dalgalanmaya devam edecek gibi gözüküyor.

Türkiye ise zor bir yılı geride bıraktı. Rusya ile yaşanan gerilimli süreç, Suriye ve Iraktaki jeopolitik çalkantılar, terör olayları ve elbette 15 Temmuzdaki hain darbe girişimi. Tüm bunlara rağmen yılın genelinde %2,5 gibi bir büyüme yakalamayı başardık. Bu zor yılın üstüne 2017 Türkiye için yeniden sıçrama yılı olacaktır diye düşünüyorum. Rusya ile düzelen ilişkiler, petrol ihraç eden ülkelerdeki ekonomik toparlanma, Trump ile birlikte ABD ile ilişkilerimizde daha ılımlı bir dönem, Suriye’de barış adına atılan olumlu adımlar. Bunların hepsini üst üste koyduğumuzda 2017’de Türkiye’nin hem iç talep hem de dış talep anlamında daha sağlam bir zeminde hareket ettiğini anlayabiliyoruz. Zaten İstanbul Ticaret Odası olarak da bu yılı bir Seferberlik yılı ilan ettik. Hem yurtiçinde yerlileştirme faaliyetlerimiz, hem de yurtdışına başlattığımız ihracat atağı ile büyümede yeni bir başarı hikâyesi yazacağız. Özellikle referandumun ardından, yılın ikinci yarısında bu olumlu etkiyi piyasalar da daha yakından hissedecektir.

Ülkemizde yaşanan döviz problemi sonucu Türk Lirasının değer kaybetmemesi için bir çalışma programınız var mı?

İstanbul Ticaret Odası olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın Seferberlik çağrısına tam destek verdik ve biz de ekonomide bir Seferberlik hareketi başlattık. Öncelikle yerlileştirme çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Çünkü biz kendi teknolojimizi ve kendi markalarımızı ne kadar üretirsek yurt dışından olan döviz talebimiz o denli azalacaktır. Hatta ülkemize döviz çekmek de kolaylaşacaktır. Bu nedenle ulaştırma ve savunmada Havelsan A.Ş., Roketsan A.Ş., THY Teknik, Otokar gibi en büyük firmalarımızı Odamıza davet ederek yerli yan sanayicilerimizle buluşturuyoruz. Onların ihtiyaç duydukları parçaları birebir yan sanayicimizin masasına koyarak, bunları yurt içinde tedarik etmeye yönelik bir dizi organizasyon düzenliyoruz. Bunun dışında tüm Oda alımlarımızı TL ile yapıyoruz. İstihdamı arttırmaya yönelik de önemli bir çalışma başlattık. 400 bin üyemizle birlikte bu yıl içinde 500 bin ilave istihdam sağlamayı planlıyoruz. Tüm bu çalışmalarımız inanıyorum ki Türk Liramızın da daha istikrarlı bir seviye kazanmasına yardımcı olacaktır.

Toplam 700 bin metrekarelik fuar kompleksi yaptırıyorsunuz bu alandaki çalışmalarınız ve hedefleriniz nelerdir?

Evet… Toplam 500 milyon dolarlık bu proje, İstanbul’un ihtiyaç duyduğu büyük bir adım. Avrupa’nın sayılı fuar alanlarından birini İstanbul’a kazandırıyoruz. Atatürk Havalimanının hemen yanındaki fuar merkezimizi tam manasıyla uluslararası ölçekli bir kompleks haline getiriyoruz. Böylece yurtdışından İstanbul’a gelmek isteyen çok büyük ölçekli, küresel çaplı fuarlar rahatlıkla şehrimize kazandırılmış olacak. 700 bin metrekarelik alanın 200 bin metrekaresi fuar alanı. Bunun dışında otel, iş merkezi, otopark, avm gibi alanlarla da Türkiye’nin dünyayla köprülerini sağlamlaştırıyoruz.

BossLife okurlarına ticari hayatla ilgili tavsiyelerinizi paylaşır mısınız?

Ticaret zor zanaat. İnişler olur çıkışlar olur. Biraz evvel de ifade ettim. İlkokuldayken, henüz çocukken “bismillah” dedik, ticarete atıldık. Bugüne kadar yaşadıklarım, gördüklerim bana çok şey öğretti. Hâlâ da öğreniyorum. Bu noktada, özellikle de genç girişimcilere, şunu söylemek isterim. Hiçbir zaman “ben oldum” demeyin. Her şeyi bildiğinizi zannetmeyin. Öğrenmekten, yeniliğe açık olmaktan korkmayın. Dile kolay gelir ama bunu ticaret hayatının içindeyken tatbik etmek o kadar da kolay değildir. Çünkü her gün öğreneceğiniz yeni bir şey mutlaka vardır.

Kaynak: Boss Life Dergi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here